BABAANNEMİN YELEĞİ

Elime tutuşturulan naylon torbayı göğsüme bastırdım. Salonu dolduran insanlarin yüzlerine bakmadan O’nun odasına doğru ilerledim. Kapıya vurmak için elimi kaldırdım, havada kaldı, tereddütle tokmağı çevirdim. Akşam güneşi boş yatağına vurmuştu. Torbayı komodinin üzerine koydum. Usulca içindekileri çıkarttım. Kahverengi yeleği en üstte duruyordu. Şimdiden özlediğim kokusuna yüzümü gömdüm.

- Babaanneciğim ne örüyorsunuz?
- Yelek örüyorum gözümün nuru.
- Yeleğinizin cepleri de olacak mı?
- Sen istersen olacak.
- Olsun o zaman. Bana da örgü öğretir misiniz?
- Tabii ki. Annene söyleyelim senin için de yün alsın.
- Ne zaman biter yeleğiniz?
- Birileri beni oyalamazsa hemen biter, dedi ve yanağımı yumuşacık eliyle okşadı.

Yeleğini ördükten sonra ilk giyinişini kapı aralığından izlemiştim. Bayram sabahıydı.Kıpırdayan dudaklarından dua ettiği belliydi. Dolabındaki çantasından bir deste para ile renkli kağıda sarılı bir avuç şekeri çıkardı ve ceplerine doldurdu. Şekerlerin hepsini yiyeceğini sanıp çok şaşırmıştım. Oysa bayramlaşmaya gelen çocuklara, kapıdaki satıcılara ve torunlarına mahcup olmamak için yaptığını öğrenince yüzüm kızarmıştı. O günden sonra yeleğinin cepleri hiç boşalmadı. Kimin neye ihtiyacı olsa cebinden çıkarır diye bekliyorduk. Üstelik cep koyma fikrini benim verdiğimi, dolayısıyla bereketin benden olduğunu söyleyip kerameti de kendinden uzaklaştırıyordu. Uzunca bir zaman yeleğini giyinmekten sıkılır umuduyla bekledim. Ceplerinden şeker çikolata eksilmeyen bir giysiye sahip olmanın arkadaşlar arasında sağlayacağı üstünlüğü hayal ettim durdum.

Nafile beklemişim. Çünkü sık da kullansa eşyalarını hiç eskitmezdi. Her zaman bakımlı ve tertemiz olurdu. Gençliklerinde yaşadıkları kıtlık yıllarından sonra her şeyi çok dikkatli kullanmaya alıştığını anlatırdı.

Sabahları kahvaltıdan önce muhakkak elini öperdik, o da günlük duamızı yapar,elleriyle yüzümüzü sıvazlar ve göğsüne bastırırdı. Tülbentindeki sabun kokusunun iştah arttırmada tesiri olup olmadığını hep merak etmişimdir.

Bacakları ağrımadan önceki yıllarda, annem evin günlük işleriyle meşgulken elimden tutar, ‘hadi bakalım mahallenin esnafını siftahlandıralım’ diyerek beni de alışverişe götürürdü. Yolda karşılaştığımız komşularımız,mahalleli, esnaf kim varsa, babaannemi görünce saygıyla karşısında durur,hal hatır eder ve bol dua almış olmanın mutluluğuyla yollarına devam ederlerdi. Saygınlığının yaşından ileri gelmediğini daha sonraları anladım. Sıkıntısı olan, danışılacak konusu olan, iş kuracak,çocuk evlendirecek, hastası olan, herkes ona gelir, akıl sorar ,derdini paylaşır,bolca ikramlanır ve rahat bir çehreyle yanından ayrılırdı. Evimizden misafir eksik olmazdı. Annemin de insanları sevdiğinden şikayet ettiğini hiç duymadım.’ Giren çıkanın bolluğu evin bereketindendir.’ derdi.

Dedem öldüğünde çok gençmiş, babamdan başka küçük bir de kızı varmış. Eşinden sonra kızını da toprağa vermiş. Yüzündeki huzurun ardında gizlenen hüzün, zaman zaman gözlerinden hissedilirdi. Dedemi hiç anlatmazdı.Babamın bir kere evlilik yüzüğünü sorduğunu duymuştum. Elinde hiç yüzük görmediğimi o zaman fark etmiştim. Babaannem de ‘ Yavrum yüzükle bu yaştan sonra ne işim olur ki benim ?’demişti. Hatta o gün cesaretlenip ‘Babaanneciğim dedeme aşık mıydınız?’ diye sormuştum da, her zaman ki sakin haline rağmen sesinin titremesi çok ayıp yaptığımı düşündürüp yüzümün kızarmasına sebep olmuştu. ‘Bizi Allah’a götüren her şey kabulümüz yavrum’ diyerek manasını anlamadığım, ama ses tonuyla rahatlamamı sağlayan bir cevap vermişti.

Yeleği dikkatlice açtım. Yer yer yıpranmış motifleri başka renk ipliklerle tutturulmuştu. Kozasına tekrar sığınan kelebek gibi yavaşça sırtıma aldım, kollarımı geçirdim. Babaannemin kokusu her yanımı kapladı. Ellerim ceplerin içine doğru kaydı. Birkaç şeker, bozuk para,tesbih ve mendil avuçlarımı doldurdu. Elimi çıkarırken parmağım bir küçük çengelli iğneye takıldı. Çengeli çıkardım. Parmaklarımın arasındaki ince altın yüzüğe bağlanmış pembe kurdeleye bakarken gözyaşlarıma engel olamadım.

Aysun Özkan
Ocak 2012

Posted in Aysun, Genel. Tags: . Bookmark the permalink.

2 Responses to BABAANNEMİN YELEĞİ

  1. nuran says:

    Babannemle yaşadıklarımı hatırlatan güzel biryazı elinize sağlık.

    • Aysun says:

      Nuran Hn öncelikle geç cevabım için özür dilemek istiyorum. Yorumunuz için de teşekkürler…Aile olmak, gelenekleri yaşamak ve yaşatmak çok güzel. İnşaallah bizden sonra gelenler de bunlara sahip çıkarlar. Selametle kalın…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>