TEK NOKTA

TEK NOKTA                                                                                                                                                                              3-2-2012/1433-12 Rebiü’l-evvel

Üşüyordu. Soğuktan yanmaya başlayan kırmızı yüzünü atkısıyla örttü. Moraran ellerine hohlayarak yürümeye devam etti. Issız, karanlık sokaktaki fenerler sadece kendini aydınlatırken, tipiyle uçuşan kar öbekleri yüzüne savruluyordu. Reklam panosunun gıcırtısı ve köpek ulumalarından başka ses yoktu. Dikişleri yırtılmış, delik iskarpinine dolan karlar ayağını hissizleştirirken, yorgunluktan ağırlaşan paltosunun altında tökezlemeye başladı.

Eve ulaştığında, sakalına yapışan karları temizledi, kapının girişine elindekileri bırakıp onun yanına koştu. Usulca kıvrılıp uyuyakalmış karısının üzerini örttü.  Soba sönmüş, ortalık buz gibi olmuştu. Cebinden çıkardığı kibritiyle önce gaz lambasını, kandilleri sonra da çıraları tutuşturdu. Islak çoraplarını çıkarıp,  harlayan sobanın üzerindeki demirlere astı. Damlayan sular cızırdayarak eriyordu. Ellerini ısıtınca girişe bıraktığı ekmek ve fileyi mutfağa götürüp, onu uyandırmadan odasına çekildi.

Kağıt destesinin arasından yumuşak , temiz, saf ve latif olanını seçti. Eşini seçerken  de aynı özellikleri göz önünde bulundurmuştu.  Masasına oturduğunda bütün yorgunluğunu unuttu. Aherli kağıda* tebeşir tozunu yedirerek, mürekkebin akışını kolaylaştırdı. Maktasında* katt-ı kalemden* sonra biraz karalama çalıştı. Derin bir nefesle besmelesini çekip, ağır ağır yazmaya başladı. Bu esnada konuşmuyor, bir harfi bir kalemde çıkarmaya çalışarak, her kamış hareketi bitince nefesini tazeliyordu. Gıcırdayan kalemin sesiyle mest olurken; düz, müdevver*, mukavves* harfleri Kalem Suresi’ndeki gibi itinayla satırlara yerleştirdi. İnleyen kalemden dökülen hurufat * karşısında hakikat olmuştu. Nun’un keşidesini* çekemeden, harf yuvarlandı masanın üzerine. Tek gözüyle esrarlı, füsunlu bir o kadar da cazibeliydi. Kaseye benzeyen gövdesiyle inledi, titredi ve hokkaya dönüştü. İs mürekkebi doldu içine. Üstad kirpi dikeniyle karıştırdı usulca. Yazmaya devam etti. Hz.Ali’nin söylediği gibi ‘’ Hattın kemale ermesinin çok yazmakla olduğunu’’ biliyor, gecelerini gündüzlere katarak çalışıp, demir leblebiyi yumuşatmak için uğraşıyordu. Sabreden zaferle müjdelenmişti.

Hüsn-i hat gerçi ki, sabırda demir leblebidir

Ahenini mum eden üstad-ı güzinin lebidir*

Gaz lambasının gölgesinde ‘’Elif’ belirdi. Dimdik, vakarlı. Selam verdi zülfesiyle*. Şaşırmadı hattat. Aldı selamını sakin bir tavırla. ‘’Vav ’’gözüktü arkasından iki büklüm. Anne karnındaki cenin gibi. İkaz etti kalem tutan eli. ‘’ Vavlardan sakın, dikkat et! buyuruyor Yüce Nebi. Vakıf malı, vasi, veli, varis, vezir, vekil olmak, vallahi yemininde bulunmak…’’

-Allah Teala, benim adımla başlayarak, güneşe, aya, geceye, gökyüzüne… yemin ediyor. Anlatılan hadisenin önemine binaen ismim zikrediliyor. Devam etti:

-Muharrem Aylarında Bektaşi dervişlerinin aşura kazanlarını karşılıklı ‘’Vav’’şeklinde karıştırmalarıyla altmışaltı sayısı oluşur. Bu da ebced hesabıyla ‘’Allah’’ lafzına tekabül eder.

 

‘’Elif’’dayanamadı. Söze karıştı birden. ’’Ben de tevhidin temsilcisiyim. ’’Selvi de bana benzer. Mor salkım sarılınca ona sevda ateşi tetiklenir. O’nun ipine tutunarak, O’nun boyasına boyanarak ilahi aşka ulaşmaktır amaç.

Odanın kapısı gıcırdayarak açıldı. Harfler kaçıştılar, kimi levhadaki yerine, kimi satırdaki istifine. Bir kafa ve bir çift göz belirdi kağıt rulolarının arasından. ‘’Kaf’’sohbetlerini kimin bozduğunu anlamaya çalıştı. Elindeki tepside dumanı tüten salebiyle karısı gözüktü. Zencefil ve tarçın kokusu sardı odayı. Hattat  gözlüğünün üzerinden sevgiyle  baktı ona. Kalemini bırakarak, arkasına yaslandı. Kaslarını gevşetti, fincanı alıp bir yudum çekti. Tipi hızını azaltmış lapa lapa yağarken kristallere karışmış ‘’He ‘’leri gördü. ‘’Ah!’’dedi hattat. Kalbe en yakın iki harf. ‘’Aman’’’ en makbul dua. Hz.İbrahim’in duası. Kadının dudaklarından ’’Hu, Hu… Allah!’’ zikri duyuldu. Hilal gibi, lale gibi. Bir devre İsmini vermişti bu sebeple. Tek noktayla başlamıştı her şey ve tek noktanın etrafında dönüyordu. Tek mabede yüzünü çeviriyordu her mümin.

Sıkıldılar harfler köşe bucak saklanmaktan. Üstatla meşk etmekti niyetleri. Kapı kapandı yavaşça. ‘’Kaf’’ gözleriyle etrafı taradı, sessizce çıktı masanın üzerine. Zira hiçbiri sırrı faş edemezdi. Makasın deliklerinden ‘’Mim’’ sıçradı kağıda. Kaydı aherde gıcırdayarak. En şerefli ismi yazdı. ’’Muhammed’’. Sülüsle yazılan bu isim beş köşeli olduğu için yıldızı temsil etmekteydi. Sen, İslam’ın parlayan yıldızısın.’’Nurlandırıcı, aydınlatıcı parlak bir kandilsin(Ahzap Suresi:46).’’  Şehitlerin al kanıyla birleşen hilal-yıldız ‘’Kelime-i Tevhid’i’’ ve bayrağı oluşturdu.

Yorulmuştu hattat. Penceresinden cılız fenerin aydınlattığı yola baktı. Yavaşça doğrularak yerinden kalktı. Harfler isteksizce dağıldılar bir bir. Meşkin ateşi kora dönüşmüş, büyü bozulmuş, efsun çözülmüştü.  Mutfaktan gelen yemek kokularıyla iyice acıktığını hissetti. Birlikte sofraya oturdular. Gözleri karşılaştı muhabbetle. Yakasına taktığı ay, yıldızı fark ett

*Aherli Kağıt: Yazı için kullanılacak kağıdın yüzeyine sürülen yumurta akı ve nişastadan oluşan karışım.

*Makta: Kalemi kolayca kesmeye yarayan, fildişi, bağa ,kemik veya boynuzdan yapılan sert yüzeyli cisim.

*Katt-ı kalem: Ucu düzeltilmiş kalemin bir darbede kesilmesi.

*Müdevver: Yuvarlak

*Mukavves: Kavisli

*Zülfe: Hat sanatında bazı harflerin ucundaki çengele verilen ad.

*Keşide: Elverişli bazı harflere çekilen yatay kavis.

*Hurufat: Harfler.

*Beyit: Güzel yazı demir leblebi gibidir

Onu mum gibi yumuşatacak olan seçkin üstadıdır.

 

 

About sare

Üstadım Ali Ural 'Edebiyat kuma kabul etmez 'dese de;resim, hat, edebiyat üçgeninin ortasında kaldım...
Posted in Genel, Sare. Tags: . Bookmark the permalink.

5 Responses to TEK NOKTA

  1. nuran says:

    Sareciğim yazın çok güzel.Hat yazan,hikaye yazan ellerine sağlık.Zihnine kuvvet ve genişlik dileğiyle..

  2. Emel says:

    Sareciğim, yazını okurken harfler önümde meşk etti. Duygularım coştu, hat sanatına olan hayranlığım arttı.İçimde öğrenme isteği uyandırdı.
    Çok güzel bir yazı olmuş, tebrik ediyorum…

  3. Aysun Özkan says:

    Sare’ciğim hem hüsn-i hat, hem de hattın hikayesini yazan o güzel ellerine, yüreğine sağlık. Çok güzel olmuş.
    Selam ve sevgi ile…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>