MAHFUZ

13 OCAK 2010

Aslında pek çoğunun kibar olmadığını düşündüğüm erkeklerin, cami  içinde birdenbire kibarlaşmalarına hiç anlam veremem.

Namaz vakti geçmek üzere ve trafik çok kötüyse mutlaka bir camiye sızarım, sessiz ve sedasız. Hele de tarihi bir camiyse, değmeyin keyfime. Daha bahçeden içeriye girer girmez mekanın büyüsüne kapılırım. Gözüm hep eski bir şeyler arar. Büyük bir ağaç, geniş gövdeli. Yıpranmış basamaklar. Çözmeye çalıştığım yazılar ,cephelerde ve çerçevelerde. Caminin taşları yaşını yansıtır. Ahşap işlerinin desenleri, pürüzsüz yüzeyleri ve kendilerine has kokuları. Hiç kuşkum yok ki, o ağaçları işleyen usta o zamanlarda, benim şimdilerde yaşadığım duyguları hissetmiştir.

Ama gelin görün ki, daha camiye adımımı atar atmaz cemaat hevesimi kursağımda bırakır. Namazını bitirmiş olanlarda bir telaştır başlar. Aman Allahım, bu ne yardım severlik. Hemen ayağa kalkarlar, girişte sağdaki o en kıymetli alan gösterirler. Perde aralık kalmayacak şekilde çekilir, varsa kapı sıkı sıkıya örtülür. Hanımlarınız bu halinizi görse, emin olun sizlerle gurur duyacaklardır. Ama biliyorum bu durumunuz, camideki ruhani havayla alâkalı.

Bismillah, daha ne taşlara dokunabildim, ne de çinileri görebildim. Ağaçtan oyulmuş kapının desenlerini dahi dokunamadım. Ama olsun yanımda mısır süpürgesi, bir çift naylon terlik ve plastik tabureler. Ben mutluyum onlarla.
Çoğunlukla camilerin tarihi havasını teneffüs edemeden dışarıya çıkıyorum.

Posted in Genel, Sumeyra2z. Tags: . Bookmark the permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>