10/05/2012
MEVSİM YAZ
Geçmiş zaman, anıların arasından çekip çıkardığım. Mevsim yaz, Yayla Köyü’nden aşağıya ayçiçeği tarlalarının arasından toprak yolda deniz kıyısına indiğimiz o anlardan biri.Küçüktüm, yolun bir an önce bitmesini isterdim.Geçtiğimiz her köyden sonra babama kaç köy kaldığını sorardım. Köyün çıkışından itibaren masmavi, billur denizimiz parlak gökyüzünün altında çarşaf gibi uzanırdı.Keşfedilmemiş , sessiz, elektriğin sabah ve akşam birer saat jenaratörle sağlandığı-tabii bu durum seksenli yıllara kadardı-, iki oda bir salondan oluşan yan yana dizilmiş on evin bulunduğu sahil .Hayri Bey,Emine Hanım,Doktor Halim Bey,Hamiye Teyze,Celile Hanım,Hacı Dede,Mişo.Anı deyince aklıma üşüşen Topçuoğlu Sitesi’nin sakinleri. İsimleri size bir şey ifade etmeyebilir , haklısınız.
Kelime sayılarını tamamlamıştı çoğu.Saçma bir cümle kurdum zannetmeyin, dedem öyle derdi.Sessiz , küçük dev adam.Hastalığı ilerledikçe suskunlaştı, son nefesini vermeden önce kelimelerini çoktan tüketmişti.Geçmişi düşününce her anı araya girmeye çalışıyor,bir kelime ile nerden nereye geldim.
Arabadan iner inmez ayakkabılarımı çıkarır, sahile koşarak giderdim. Denize ayaklarımı sokar ve suyun ısınıp ısınmadığına bakardım. Evet, mevsim yaz ama Ege’ nin gizli kalmış bu körfezinde Temmuz ayına kadar deniz suyu ısınmazdı.Sahil boyu yürüyüp midyeler toplamak,Hayri Bey Amca’nın belinde hiç durmayan şortuyla sitenin içinde dolaşması, Pazar günleri balıkçı teknesinin kıyıya yanaşıp balıklarını satmak için bağırması, Hacı Dede’nin bahçesindeki kavak ağaçları, asmanın dibindeki kahve sohbetleri, Pazar günleri çardakta yapılan tavla partileri, evimizden hiç eksik olmayan misafirlerimiz, Mişo’ nun torunları ile akşamüstü kumsalda taşları dizerek yaptığımız evlerde evcilik oynamamız,Hamiye Teyze’nin nalburcu dükkanını aratmayan evi, Celile Teyze’nin ensede topladığı saçlarına bağladığı bandanası ile balkonun altından her geçişimde bir şeyler sorması,traktörlerin arkasında ” Patlıcan, domates, salatalık,biber” diye bağıran köyün kızları, akşamları kumsalda yengemlerle yaktığımız ateş etrafında söylediğimiz şarkılar, ayçiçek tarlalarının arasında yaptığımız uzun yürüyüşler . Çocukluğumun en güzel yazlarıydı.
Mutlu anların yaşandığı o yer bilmediğim, tanımadığım, kumsalına çocuk bezlerini, gece içtikleri bira şişelerini, sigara izmaritlerini, karıncaların taşımaktan yorulduğu çekirdek çöplerini bırakan şehirli insanların sahil köyü oldu. Ayçiçek tarlalarını mı merak ettiniz? Çocukluğumda kaldı.

Emel Dumankaya

About Emel

İyi yazı yazmak için kaliteli okuyucu olmaya çalışıyorum...
Posted in Emel. Tags: . Bookmark the permalink.

One Response to

  1. gold price says:

    Çarşamba günü gezileri için, yazın kalabalık döneminde hiç gitmediğimiz Kerpe sahiline, sonbahar ve ilkbaharda sık sık yolumuz düşer. Geçen çarşamba da tam zamanıydı, mevsimiydi. Kapalı ama yağışsız, hafif kasvetli ama, ne sıcak, ne soğuk bir hava vardı. Nazif Ağabey ile, geçen sonbahardan beri gitmediğimiz Kerpe’nin yolunu tuttuk.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>