DÜĞÜN

DÜĞÜN

Rüzgâr perdeyi havalandırınca mum söndü. Bir kitap düştü raftan. Sayfaları aralandı teker teker. Eteklerini sürüyen mavi tüyler, çalıların arasından hışırdayarak yaklaştı. Başındaki taç, gözüktü önce . Sonra, mavi gövdesi. Sarayın gölgesinde salınarak gezinmeye devam etti. Kuyruğundaki yeşillerin yanında göknar sönük , parlak mavi vücudunun karşısında gece soluk kaldı. Bir sıçrayışla havalanıp, en yakın dala kondu. Başındaki taç, yapraklardan süzülen güneşle ışıldıyordu.

Japon baharı pembe sürgünler vermiş, sümbüller sarhoş edici kokularını yaymaya başlamıştı. Kat kat inen nilüferli havuzun eski taşlarında yürümeye başladı. Kuyruğundaki yaldızlı teleklerin şıkırtısı karıştı suya. Ortadaki heykelin omuzuna konduğunda , yansıyan görüntü kendisi değildi. Kumaşa sarılı Hera’ nın kucağında bembeyaz bir tavuskuşu.Turuncu balıklar oynaşırken, bulandı su. Arkasını döndü. Ağaçlar eğilip, dallarını birbirine geçirmişti. Parlak mavi eteğini başına kaldırıp, öne geriye titreterek sallamaya başladı. Kuşlar, cıvıltılarını yükseltti. Rüzgar, bu güzelliği bulutlara anlattı. Diğer sayfa çevrildiğinde, düğün başlamıştı. Karşı karşıya geldiler. Beyaz tavuskuşu; yelpazesini açmış, kur yapan erkeğin aşkına karşılık verdi. Şarkıları, kitabın son sayfasından bile duyuluyordu.

About sare

Üstadım Ali Ural 'Edebiyat kuma kabul etmez 'dese de;resim, hat, edebiyat üçgeninin ortasında kaldım...
Posted in Sare. Tags: . Bookmark the permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>