ELMA ŞEKERİ

 

 

ELMA ŞEKERİ

 

Okulun merdivenlerinden inmeye başlayınca gördü tezgahı. Yağan kara rağmen satıcı her zamanki yerinde duruyordu. Öğrenciler çoktan etrafını sarmışlardı. Aldığı şekerin jelatinini alelacele açıp iştahla yiyen çocuğu seyretti uzaktan. Tahta sapının üzerinde kıpkırmızı parlayan elma şekerinin  kokusunu hayal etti. Ağzı sulanmıştı. Dudaklarını yalarken kar taneleri ağzına doluştu. Çocuğun yüzündeki mutluluğu kıskanmıştı. O an annesine verdiği sözü unutmaya karar verdi. Adımlarını hızlandırırken elini cebine sokup, buz kesmiş  bozukluklardan birkaç tanesini avucuna aldı. Tezgaha yaklaştıkça açılan jelatin hışırtılarından başka bir şey duymaz olmuştu. Sırasını bekleyen çocukların yanına  vardığında heyecanla etrafına bakındı. Öğretmenine yakalanmak da işine gelmiyordu. Kalabalığın içine iyice sokuldu. Nefeslerin havaya bıraktığı buharın arasından elma şekerleri sihirli meyveler gibi göz kırpıyorlardı. Neyse ki sıraya yeni gelenler arkadan ittiği için öne ulaşmakta zorlanmadı. Soğuktan titreyen ellerindeki demir paraları kıllı ele bırakırken gözüne kestirdiği en parlak şekeri tahta sehpadan aldı. Jelatini hemen açmayacaktı.Çoktandır hayalini kurduğu bu anı tadını çıkararak yaşamalıydı. Kalabalıktan uzaklaştı. Kar yerlerde tutmaya başlamıştı. Elindeki hazinesiyle dikkatli adımlarla okulun yanındaki  parka doğru ilerledi. Yaklaştığı bankın üzerini cebinden çıkardığı mendille temizlerken gözünü bir an bile şekerinden ayırmıyordu. Yavaşça oturdu, çantasını yanına bıraktı. Şekerin tahta sapı üzerindeki ipi hafifçe çekti. Jelatin kalkarken dişleri kamaşıyordu. Sonunda aralarındaki  engel de yok olmuştu. Dili soğuktan kuruyan dudaklarının üzerinde bir tur attıktan sonra hafifçe uzanıp  ışıl ışıl parlayan elmaya yapıştı.  Elma buz gibiydi. İçi ürperdi ama şekerin tadı ağzında yayılırken soğuktan kasılmış yüzü gevşedi.  Gözlerini yumduğunu bile fark etmeden ağzını kocaman açtı ve küçük dişlerini kristalimsi sert kabuğa geçirdi. Üst çenesini lezzetten daha keskin , sonradan acı olduğunu anladığı bir tat kapladı. Ağzına aldığı parçayı yutturmayacak kadar keskin. Yüzünü buruşturarak elmadan uzaklaşırken uzun zamandır sallanan dişini ısırdığı yerde bırakmıştı.

 

 

Posted in Aysun, Genel. Tags: . Bookmark the permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>