İSİM HAKKI

Kızım olacağını öğrendiğimde isim düşünmek zorunda olmayacağım için mutluydum.Sıkıntılı iştir çocuğa ad koymak. Manası güzel olsun, değişik olsun, kulağa hoş gelsin…Zor zor çok zor. Dedem Korkut’un boy boylayıp, soy soylayıp törenle ad verdiği günler,çok gerilerde kaldı. Anne karnındaki bebeklerin isimleri var artık.

Eskiden büyüklerin hakkıydı doğan çocuğun adını koymak. O zamanlar Ahmet, Mehmet, Ali, Veli, Ayşe, Fatma diye çağrılırdı çocuklar. Dedeler, nineler kendi anne babalarının adını yaşatırdı yeni doğanlarla. Osmanlı bakiyesi olan dedemin babası, genç Cumhuriyet’in üç önemli paşasının adını vermiş torunlarına; Kemal,İsmet, Fevzi.

İlk doğan erkek evlada İlker ismi büyük bir mutlulukla verilirken, artık kız çocuğu istendiğinde Soner denirdi. Beş kızdan sonra, yine kız gelmişse aile Döndü,
Songül derdi altıncıya. Ama Kadir Mevlam yedinciyi de kız verince Kamile, Aliye
koyarlardı adını, sonra gelen Kamil, Ali olsun diye. Peş peşe çocuklarını
kaybeden aileler ömürlü olsun niyetiyle, kız erkek ayrımı yapmadan Dursun ya da Yaşar derdi dua niyetine. Umut her zaman vardı. Mübarek günler ve gecelerde doğanlar şanslıydı; Recep, Şaban, Ramazan, Kadir, sonra Bayram gelirdi. Berat ve Miraç yeni yeni tercih edilmeye başlandı.

Zaman değişince herkes kendi isim koymak istedi yavrusuna. Büyükler bu durumdan pek hazzetmeseler de ses çıkarmadılar. Oğullarının adını Doğukan Hazar, Batıkan Zorbey koyan Barış Manço, haber olmuştu gazetelere. Kuzey ve Güney’de konulunca bütün yönler tamamlandı. On iki milin sorun olduğu yıllarda Ege geldi. Kız-erkek Deniz’ler yalnız bırakmadı onu. Bağdat Hatun terki diyar edeli çok oldu,  ama İstanbul aramıza katıldı.

Çocuklara konulan isimlerden ailenin siyasi tercihlerini, dünya görüşlerini anlamanız da mümkün olabilir. Melissa’lar, Asena’lar, Sümeyye’ler, Eylem’ler, Devrimler, Berke’ler, Kürşat’lar, Mücahit’ler doğmaya başladı. Aşklarını perçinlemek için, kendilerinden bir parça olan yavrularına isimlerinden birer heceyi esirgemeyenler Tansu, Cansu, Erel dedi çocuklarına. Tabiatla arası iyi olanlar; Nehir, Yağmur, Rüzgar, Toprak, Yaprak, Kaya’yı ihmal etmedi. Şimdilerde, kimsede olmayan, duyulmamış isim koyma merakı var ailelerde. Ecrin, Aleyna, Kayra, Tuana aramıza katıldı. Sırf Kur’an’da geçiyor diye, Minel koymak isteyen birine, engel oldum fetva nöbetim sırasında.

Öteden beri, Efendi hazretlerine doğacak çocuğuna koyacağı ismi soranlar olmuştur. Ultrasonun olmağı yıllarda bu geleneği devam ettirirken kazaya uğrayan isimler olduğu da vakidir. Efendi hazretleri adı Nur olsun dediğinde, haberi alan aile hemen hazırlıklara başlar, doğmamış çocuğa don biçer, zıbınları pembeden yapardı. Dokuz ay on gün tamamlandığında gelen tosun gibi bir oğlansa efendinin söylediği keramet bilinip yanına bir Allah ya da Haktan ilave edilir; Nurullah, Nur Haktan denirdi. Sonuçta ne gelirse hepsi Hak’tan değil mi! Ya da Hediye demişse hazret, bu defa gelen erkek evladın kulağına ezan Hediyetullah diye okunurdu.

Evladın anne baba üzerindeki haklarından biridir güzel isim almak. Bu
aynı zamanda peygamber tavsiyesidir. Peygamber Efendimiz, bir deveyi sağdırmak isterken bile sağmaya talip olanlara adlarını sormuş ve isminin manası güzel olanı tercih etmiştir. Hz. Fatıma ile Hz. Ali’nin oğlu doğduğunda tebrike gelen Efendimiz torununa konulan Harb ismini beğenmemiş ve bebeğin adını Hasan ile değiştirmiştir. Hz. Ali, bir yıl sonra doğan oğluna yine Harb ismini verince efendimiz onu Hüseyin’le güzelleştirmiştir. Cengaver ruhlu Hz. Ali üçüncü oğluna da aynı adı verince efendimiz bu defa Muhassin demiştir doğana. O güne kadar bu isimlerin konulması adet değildi, ama manaları güzeldi. Çocuklarına Savaş, Berk deyip onun akıllı, uslu, bir kenarda oturmasını bekleyenlerle, Halim, Selim diyerek atılgan olmasını isteyenler boş bir hayal içindeler mi acaba?

Başta dediğim gibi işim kolaydı. Rahmetli babaannem akıllı kadınmış. Benim adımla yetinmemiş, kızımın da isminin işaretini vermiş. Meryem koyduk adını; İmran kızı Meryem gibi cennet hatunu olsun duasıyla. Sonra oğlumuz katıldı bize. Sırlı yavrumuza Allah ile Peygamberi arasındaki sırlardan birini isim olarak verdik; Taha. Ramazan’da mukabele dinliyorduk maaile. Bir baktım, Meryem suresi bitti, Taha suresi başladı. Eşime “Aaa bak ne güzel bir şey yapmışız. Bizdeki çocuk adı sıralaması Kur’an’daki sureler gibi.” dedim. Aile nüfusunun artmasını isteyen eşim, “Hımm, sonra hangi sure geliyor?” dedi gülerek. “Bitti, bitti; Sadakallahü’l-Azim” dedim telaşla…

02/05/2012

ELA TAŞKIN

About Elâ

Hayat kısa, hikaye uzun, yolculuk keyifli. Edebiyat için gayret bizden, tevfik Allah'tan.
Posted in Ela Taskin, Genel. Tags: . Bookmark the permalink.

2 Responses to İSİM HAKKI

  1. Elâ says:

    Teşekkür ederim Fatma Abla.

  2. Fatma Bayram says:

    Sevgili arkadaşım sen der demez hemen havaalanında okudum yazını ve çok beğendim. Çocuklarının isimlerinden (üç çocuk altı isim) sadece birini bir rüyanın işaretiyle koyabilmiş bir anne olarak sizin Enbiya’yı bayağı merak ediyorum şimdi:) kalemine sağlık, ömrüne bereket…

Elâ için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>